POTANSİYEL MATEMATİK Bilindiği üzere, öğrenme sürecini olumlu veya olumsuz etkileyen faktörleri söylemek gerektiğinde; bunları öğrenci, öğretmen-okul ve ev gibi çevreden meydana gelen faktörler olarak sınıflamamız mümkündür. Bu faktörlerin olumlu etkileri ne kadar fazla olursa eğitim-öğretimin de o kadar iyi düzeyde olacağı mutlaktır. Öğrenciyle ilgili olarak, problem çözmeyi olumlu yönde etkileyen bilişsel faktörler arasında bazı problemlerin çözümünde, akıl yürütme gücü, hesaplama becerisi, hafıza ve tahmin etme gücü geldiği de bilinmektedir. Bu bilinçle olaya baktığımızda, öğrenme sürecinde başarılı sayılan öğrencilerimizin sayısı az olmasa da, öğrencilerimizin başarılı olmasında veli-öğretmen-öğrenci işbirliğinin çok büyük önem arz ettiği gerçeğini paylaşmak zorunda olduğumuzu beyan ederek, çalışmalarımızı matematiğin bu üç olmazsa olmazı gibi gözüken temel taşları üzerine yoğunlaştırmaya çalışacağız. Bu çalışmanın olumlu sonuçlarının tüm derslere yansıyacağına ve öğrenciye özgüven, kişilik kazandıracağına inanıyorum. Yapılan çalışmanın kısa zamanda olumlu sonuç vermeye başlamasının biraz da öğrencinin çalışmasındaki samimiyete bağlı olduğunu da unutmayalım. SAYGI DEĞER ÖĞRETMENLER Gözlemlerim, tespitlerim, okuduklarım ve kişisel değerlendirmelerim, beni insan beyninin matematiksel işlemleri yapabilecek şekilde programlanmış olduğu, bu programlanmaya tam uyum gösterebilmesi ve matematikte istenen düzeyde başarı elde edebilmesi için özellikle basit sayılabilecek işlemleri hızlı yapmak zorunda olduğu kanaatine ulaştırmaktadır. Eğitim-öğretimin her safhasında (Özellikle tahsil süresince) öğrencilerimizin çoğunluğunun en fazla sıkıntı çektikleri dersin matematik, becerinin dört işlem üzerine yoğunlaştığına şahit olmaktayım. Söz konusu öğrencilerimizin büyük çoğunluğunun da, öğretmen trafiğinin yoğun olduğu bölgelerde, sık-sık öğretmeni değişen 1,2,3,4.sınıf öğrencileri olduğu, tabiatıyla bu sınıflarda oluşan eksiğin üst sınıflara katlamalı olarak gittiğini düşünmekteyim. Burada ne anlatmak istediğimi tam açıklamalıyım. Yoksa siz değerli öğretmenlerimi zan altında bırakmış olurum ki, asla! Örneğin: programda ilk sınıflarda ritmik saymalar var. Bunları zamanında halledemeyip birazcık geri kalan öğrenci sınıf seviyesinden kopuyor. Aynı öğretmenin devam ettiği sınıflarda bu kopma daha az olur. Halbuki dersin özelliği gereği bulunduğumuz sınıf hangi sınıf olursa olsun, önce verilen konulardan belki eksik kalanlar olabilir veya konuya ait pekiştireç olarak öğretmen, veli yerine göre bu konulara çok kısa da olsa değinmelidir. Matematik gibi lise yıllarında dahi 3 erli ritmik saymanın çok önem arz ettiği bir derste, bu işe veli hiç karışmadığından tamamen öğretmenin planlamasına kalıyor ki, sonuçta öğrenci liseye ritmik sayma ile dört işlem yapabilme becerisi kazanamadan gidebiliyor. Girdiği sınavlarda sorulardan hiç birine yanıt veremiyor. "Ağaç yaş iken eğilir" sözünü de hatırlamakta fayda var kanaatindeyim. Bu nedenle, öğrencilerimizin ilk sınıflardan itibaren dört işlemi hızlı yapmasını sağlamayı, hatta ve hatta belli bir denklemle çözümü olan, zor sayılabilecek (Bu konuda sınıflama öğrenciye göre olmalıdır.) problemlerin dışındaki işlemlerin bir çoğunu zihinden yapmasını sağlamaya çalışmamız gerekmektedir. Taktir edersiniz ki, öğrenci özellikle öğrenciliğinin ilk yıllarında okuldaki derslere nasıl başlıyorsa, genelde devam eden yıllar da öyle gidiyor. Durum gösteriyor ki bu çalışmanın yükünü tabiatıyla ilk sınıfların öğretmenleri götürmek durumunda kalıyorlar. Sınıfların kalabalık olması, velilerimizin öğrencileriyle yeteri kadar ilgilenmemesi veya seviyesiz ilgilenmesi vb. sebeplerden, öğrencilerimiz özellikle matematik dersinde zihinsel becerilerini istenen düzeyde gösterememektedirler. Belki sınıflarımızdan çok az sayıda öğrenci bunu gösterebiliyor. Beklenen ve arzu edilen durum, bu gibi öğrencilerimizin sayısal olarak çoğunlukta olmasıdır. Zaten TKY ninde muhtevasına uygun olan budur. Bu nedenle siz değerli öğretmenlerimizin yardımı ile öğrencilerin matematiğin zor bir ders olmadığını görebilmelerini sağlamayı hedeflemiş bulunmaktayız. Her öğrencinin matematik dersinde başarılı olması arzu edilmektedir. Ne yazık ki bu arzu bazen elimizde olmadığını düşündüğümüz yukarıda ileri sürdüğümüz sebeplerden veya diğer etkenlerden dolayı yerine gelmemektedir. Böylece de "Acaba öğretmenliğin hakkını veremiyor muyuz?" şeklinde düşündüğümüz de oluyor. Asla böyle düşünmemeliyiz. Öğrencimiz başarılı olmayı hedeflediyse, dört işlemi ne kadar hızlı yapabilirse o kadar fazla başarılı olacağından dolayı kendisini kontrol etmesinin gerektiğini düşünmekteyiz. Bizler öğretmen olarak tabii ki bu kontrolü detaylı yapamayız. Bu kontrollerde imkanı olan sayın velilerimizin bizlere yardımcı olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sonuçta çocuk onlarındır ve nihai sorumluluk onlara aittir. Öğrencimizin sınıfı ne olursa olsun, işlemleri seri yapmaya ihtiyacı vardır. İşlemleri zihinden yaparak sonucu söylemekte "ezbercilik" tir diye düşünülmemelidir. Çünkü insanın doğasında var olanı meydana çıkarmaya çalışmak "Onu ezbere yönlendirmektir" şeklinde düşünmek fevkalade yanlıştır. Çağımızda insan yapımı olan bilgisayar buna en güzel örnektir. Bilgisayarın programında var olanı fevkalade üstün meziyetlerle çalıştırabiliriz. Ama bellekte yok olan bir şeyi yaptıramayız. Toplumda dört farklı işlemi aynı anda yapabilen veya birden fazla soruya aynı anda cevap verebilen, bir problemi yazılı kısmını okurken hesaplamasını zihinden yapıp hemen sonucunu söyleyebilen insanlarımız vardır. Belki de bu insanlarımızın kökende çok iyi olarak aldıkları bir matematik tahsili de ve ezberledikleri hiçbir şey de yoktur. İşte böyle insanlarımızın sayısını artırmayı hedeflemekteyiz. Biz bu gayretimizle öğrencilerimizin zeka seviyelerini yükseltmeyi değil, var olan zekalarını kendileri için en verimli şekilde kullanmayı bilmelerini sağlamaya çalışma arzusu içerisindeyiz. Öğrencimizin işlemleri zihinden çok hızlı yapabilme becerisi kazanmış olması, ona zihinsel yönden güç verecektir. Sonuçta öğrencimiz bulunduğu seviyeye göre çok basit gördüğü problemleri hiç kalem kullanmadan rahatça çözebilecektir. Belki, başlangıçta öğrencimiz çok zor ulaşılabileceğini düşündüğü sonuca ulaşmanın hiçte zor olmadığına tanık olduğunda, hayretler içindi kalacaktır. O zamana kadar zorluklar içinde geçirdiği matematik derslerinde daha aktif olacak ve başarısı her geçen gün artarak devam edecektir. Bu başarı veya aktif olma durumu her derste devam edecektir. Çünkü öğrencimiz kendini bulunduğu sınıfın bir elemanı olarak görmeye başlayacaktır. Bunu gerçekleşebilmesi için ciltler dolusu kitaplar yazmaya gerek olmadığı, yukarıda yazılan şeylerin hayata geçirilmesinin büyük ölçüde istenen başarının kapısını aralayacağı kanaatindeyim. Benimle paylaşacağınızı düşünüyorum ki, öğrenci derste ne kadar dersin işlenişine katılımcı olursa (Zaten programlar da bu durumu öngörmektedir.) konuyu anlamaya da o kadar yakın olur, yeter ki konuyu daha sonra kendi kendine tekrar ede bilsin. Tabiatıyla bu katılım özellikle matematik dersinde belirli düzeyde bilgi sahibi olunmasını gerektirir. Yoksa katılım sonuçta öğrenci adına boş laftan ileri gitmez. Yukarıda söz konusu yapılan durumları, öğrencilik çağında başarılı olamadığı için okulu bırakmak durumunda kalan, fakat sonradan hayatta başarılı olduğuna tanık olduğumuz veya başarılı saydığımız kişilerle ilişkilendirip düşündüğümüz zaman, sözlerimin gerçeği yansıttığı, hatta biraz da eksik kaldığının düşünüleceği kanaatindeyim. Velinin, öğretmen destekli olarak yapmasını ileri süreceğimiz, öğrencimizin özellikle ritmik saymalar ve durumlarını beyan ettiğimiz konulardaki bilgilerine pekiştireç olarak kullanılmasını arzu ettiğimiz çalışmalarda, her öğrencimizin seviyesine kadar istifade etmesi için sınıf belirtilmemiştir. Çalışmanın temelini ritmik saymalar oluşturmaktadır. Amacımız önce yapabilmek sonra hızlı yaparak zaman kazanmak olduğu için, öğrencimiz bir grubun hesaplamasını yaparken velilerimizin süreyi tespit etmesini, bu tespiti yaparken öğrencimizin seviyesinin altında olabileceğini düşündüğü bölümlerle ilgili olarak çocuğun gururuyla oynamayacak bir şekilde yapmasının gerektiğini, bu tespit edilen sürenin velisi bulunduğu öğrenciye özgü olduğunu velimizin bilmesinin gerektiğini, çünkü bu süreyi tespit işi sonucunda öğrencimizin başkalarıyla karşılaştırılması gerek velimizi ve gerekse öğrencimizi rahatsız edebilecektir. Kıyaslama yapılmazsa daha rahat olunabileceği olasılığının büyük olduğunu vurgulamalıyız. Kıyaslama başarısızlığın, kıskançlığın en büyük davetkarı olarak bilinmelidir. Eğer üzerinde çalışılan grup öğrencimizin seviyesini daha ileri düzeye götürecekse öğrencimizi teşvik edici (Ödüllendirme gibi) faktörlerin devreye sokulmasının (Yersiz verilen ödül aksine öğrenci üzerinde daha fazla olumsuz etki yapar) küçük yaştaki öğrencilerde daha iyi sonuç almayı kolaylaştıracağını belirtmeliyiz. Şu durum çok iyi bilinmelidir ki, genelde yapılacak tekrarlar sonucunda kazanılacak bu özellikler öğrencimiz var olduğu sürece onun kafasında varlığını devam ettirecektir. Biz, öğrencimizin başarı konusundaki tek rakibinin, yine kendisi olduğu bilincinden hareketle velimizin de bu durumu çok iyi bilmesini sağlamaya çalışarak, öğrencimizin zamana karşı yarışmak durumunda olduğunu belirtmeliyiz. Öğrencimiz, Türkçe Derslerinde nasıl ki kelimeleri hızlı okumaya çalışıyorsa, matematikte de zikzaklı olarak verilen ritmik saymaları da hızlı yapmaya çalışmalıdır. Öğrencimiz, sistematik olarak hazırlanmış, aşağıda verilen ve seviyeli olarak devam eden işlemleri bolca tekrar ederek, çalışmaya devam etmeli ve bu işlemlerde yazılan işaretleri okumadan yüksek sesle süratli bir şekilde okuyarak işlemi sonuçlandırmalıdır. Genelde zihnini kullanmalı, çok fazla zorunlu olmadıkça kalem-kağıt kullanmamaya özen göstermelidir. Zaten işlemler kalem,kağıda ihtiyaç duyulmayarak yapılabilecek şekilde hazırlanmıştır. Yeter ki, bir basamak süratle yapılarak (Gerekli sür'at kazanılmadan bir sonraki basamağa geçilmemelidir.) ikinci basamağa geçilebilsin. Örneğin: Bilgisayarı açmasını, makine olarak kullanıma hazır hale getirmesini tam davranış haline getirememiş öğrenciye, klavye üzerindeki tuşların fonksiyonlarından bahsetmenin pek fazla isabetli olacağını düşünemiyorum. Onun için öğrenci girişi çok hızlı yapabilmeli diyoruz ve yapılacak çalışmalarla ilgili olarak zaman konusunda şimdilik belli bir süre vermiyoruz, önerilerimiz uygulansın ve faydaları görülsün (Maksimum süre üç aydır.) o zaman süreyi de belirlemeyi düşünüyoruz. Bu belirleme işleminde sizlerden gelen mesajlar etkili olacaktır. Sonuçta bu çalışmanın devam etmesi gerekecektir. Çalışmaya başlandıktan üç ay sonra öğrencimizin tüm derslerde çok farklı bir öğrenci olacağını rahatlıkla gözlemleyeceksiniz. Bu farklı bir öğrenci kavramından amacımız, beynini kullanabilen, kıyaslama gücü gelişmiş anlamındadır. Eğer çalışmayı devam ettirmezse o zamana kadar kazandığı davranışlar kaybedilmeye mahkum olabilir. Zaten mevcut programa dayalı olarak aşağıda vereceğim bazı örnekler de bu durumu teyit edecektir. Bizim yapılmasını tavsiye ettiğimiz, çalışma sistemli hazırlanmış, bolca tekrarı öneren çalışmadan başka bir şey değildir. Yenilik olarak ortaya attığımız herhangi bir ilginç sistem yoktur. Sadece yapılan çalışmanın sonucunda meydana gelebilecek olumlu sonuçlar hakkındaki kesinlik ifade eden kelimelerimiz rast gele kullanılmayıp özenle seçilmiştir. Şunu da söylemeden geçmeyelim, şu anda bulunduğu mevki veya hayatında başarılı olanların böyle bir çalışma süreci geçirdiklerini söylememiz mümkün değildir, fakat bu şekilde çalışmanın çalışanların çoğunluğunun belki de hepsinin belirli noktaya kadar başarılı olacağı kanaatindeyim. Uygulayalım, sonuçlarını hep birlikte görelim.
|